Gazeteci Şafak Altun’dan yine muzip bir kitap! Bu kitapta, farkında bile olmadığımız etkilerin hayatımızı nasıl değiştirdiğini okuyacaksınız.

“İnsan hem çok karmaşık, hem çok öngörülebilir bir varlık. Bu bakımdan, bildiğiniz gibi değil. Acaba insan, hem grup davranışı olarak hem de toplumsal ve bireysel olarak hangi etkiler altında?” sorusunu soruyor yeni kitabında deneyimli gazeteci ve yazar Şafak Altun.

“Etkilenmek istemeyenler için etkiler kitabı’ olarak tanımladığı Ferrari’yi Çalan Fil’de, pek çok etkiyi anlatıyor usta gazeteci ve yazar: Lucifer Etkisi, Lady Macbeth Etkisi, Ekran Etkisi, Kalabalık Etkisi, Seyirci Kalma Etkisi, Bando Arabası Etkisi, Hipster Etkisi, Bumerang Etkisi, Domino Etkisi, Bulaşma Etkisi, Geri Tepme Etkisi, Dunning–Kruger Etkisi, Plasebo Etkisi, Barnum Etkisi, Bill Nighty Etkisi, Spot Işığı Etkisi, Kelebek Etkisi, Lotusan Etkisi, Medici Etkisi, Oprah Etkisi, Angelina Jolie Etkisi.

Okuyucunun merakını had safhada tutan bu başlıkları akıcı bir üslupta değerlendiriyor Altun.

Kitaptan Alıntı: 

Yanlış bir durum da olsa, çoğunluğa ayak uydurmak zorunda hissediyoruz.Sandığımız gibi, kendi kararlarımızı kendimiz vermiyoruz.Sürünün dışında kalmaktan çok korkuyoruz.Bir şeyi, sadece bizden farklı diye, anormal olarak görüyoruz.Durum hiç de hoş olmasa dahi, ortama ayak uyduramadığımızda çok rahatsız oluyoruz.Hastalıklar sadece kişilere özgü değil, toplum olarak da hastalanabiliyoruz.Büyük şirketlerin kasıtlı olarak yaydıkları yanlış bilgilere yıllarca inanıyoruz.Kendimizin cahiliyiz, hepimiz kendimizi ortalamanın üstünde zannediyoruz.Şehir efsanelerine, komplo teorilerine sandığımızdan çok daha fazla inanıyoruz.Ben kanmam, diyoruz, oysa zaaflarımızın istismar edilmesi çok kolay.Kontrolün kendi elimizde olduğunu zannediyoruz ama hiç de öyle değil.Bizi olduğumuz yere mıhlayan öğrenilmiş çaresizliklerimiz ve iyimserliklerimiz var.

Kendi alanında deneyimli isimlerden kitapla ilgili

gelen yorumlar da oldukça etkileyici:

Prof. Dr. Acar Baltaş / Psikolog: “Şafak Altun okuyucuyu akıcı bir dil ve tertemiz bir Türkçe ile insan canlısının beyninin ve ruhunun derinliklerinde bir yolculuğa çıkartıyor. Yazarın, medyada yer alan ve hafızalarda iz bırakan güncel olaylarla renklendirdiği çalışması son derece kolay okunuyor. Sosyal psikolojinin klasik araştırmalarıyla desteklenen şaşırtıcı olgular, kitabın sonuna yaklaştığımızda, şu soruları sormamıza neden oluyor: Yoksa beyin düşündüğümüzü sandığımız bir organ mı? İnsan nasıl oluyor da bu kadar öngörülebilir şekilde akıl dışı olabiliyor?”

Dr. Özgür Bolat / Eğitimci-Yazar: “Güçlüler ve kötü niyetliler, sosyal bilimlerin bulgularını kullanarak insanları ve toplumları, her zaman manipüle etmeye başarmışlardır. Benim için eşsiz bir hazine olan bu kitap, psikolojinin ve sosyal psikolojinin en önemli araştırmalarını ve bulgularını sade, yalın ve akıcı şekilde anlatmakta ve bu manipülasyonlara karşı bize bir farkındalık kazandırmaktadır. Psikoloji bilimine ilgisi olan her bilgisever bu kitabı çok sevecektir.”

Serdar Kuzuloğlu / Teknoloji Yazarı: “Bu kitap, bireyin kutsandığı bu çağda dahi iradenin neden asla (sanıldığı gibi) özgür olamadığının çarpıcı belgelerini sıralıyor. Neredeyse her an, gözümüzü çevirdiğimiz her yerde beliren tuhaf, yadırgatıcı, kabullenilemez olguları çözebilmek adına bir şablon da denebilir. Daha da fazla yazardım ama sizi ‘etkilemek’ istemem. Kararı kendiniz verin!”

O da bir Pembekuş! Neden mi? Kendi dilinden biyografisini bir okuyuverin lütfen 🙂

Şafak Altun ömrünün ilk tokadını, Tokat’ın Niksar ilçesinde yediğinde tarihler 1967 yılını gösteriyordu. Şafak vakti doğduğu için ona babası “Şafak” adını verince, onun bu hayattaki misyonu da belirlenmiş oldu. O bir öğretmen gibi fırından yeni çıkmış taze fikirleriyle etrafını aydınlatacaktı.

1989’da İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitiren Altun, bilimi ve araştırmayı çok sevdi. Üniversite yıllarında arkadaşlarıyla “N’olcak bu memleketin Hali?” içerikli konuşmaları, tiyatroyu, şiir okumayı ve şarkı söylemeyi çok sevdi. Şakacı kişiliği nedeniyle kısa sürede fakültenin en popüler kişiliklerinden biri olmuştu. Onun bu özellikleri gelecekte ne gibi işler yapacağının da adeta bir ön habercisi gibiydi. 1990’lı yıllarda bazı TV programlarına skeç ve parodiler yazdı. Ardından da Radyo Mega ve Açık Radyo’ya stand-up programlar yaptı. Artık kariyer basamaklarında hızla yükseliyordu ve karar verme aşamasına gelmişti. Ya bu yolda ilerleyecek mesaj verme kaygısı olan bir mizahçı olacaktı ya da düsturu bilim ve araştırma olan ünlü bir yazar olacaktı. O tabii ki zor olanı seçti. Gazeteci oldu, Nokta, Radikal, TV8, Dünya, CNBC-e gibi yayın kuruluşlarında çalıştı.

Yolsuzluk, toplumun kanayan bir yarasıydı ve “tüyü bitmemiş yetimin hakkı” aranmalıydı. İşte bu nedenle ilk kitabında bu konuyu işledi. “Osmanlı’dan Günümüze Yolsuzluğun 100 Yıllık Tarihi”ni yazdığında röportajlar, TV programları vs. derken artık para ve şöhrete doymuştu. Fakat misyonu gereği artık başka bir konuya daha odaklanması gerekiyordu. İyi de o konu neydi ve ne olmalıydı?

O da sizin gibi bugün hala, yolsuzluktan inovasyona nasıl bir geçiş yaptığını anlamış değildir. Bu sır perdesi gizemini korurken ve siz bu satırları okurken, o bu arada inovasyon üzerine ilk eserini de yazmış oldu. “İnovasyonla Başarıyı Yakalayan Türkler”de Hezarfen Ahmet Çelebi’ye, Mevlana’ya, arabalı vapura ve dolmuşa dikkat çekti. Yenilikçi fikirlerin her toplumda olduğu kadar Türklerin genetiğinde olduğunu iddia etti. Fakat o sıralar aklını içten içe bir soru kemiriyordu: “Madem ki yenilikçi bir milletiz neden geri kalıyoruz ve başarısız oluyoruz?”. Çok geçmeden “Başarısızlığa Övgü” de piyasaya çıktı. Ünlü yazar haklı olarak soruyordu: Vecihi Hürkuş başarısız mıydı? Tesla’nın hakkını yediği için Edison, acaba geceleri rahat uyuyabildi mi?

Hayatı sorgulamaya bugün de devam eden Altun, halen CNN Türk’te yarı popüler bilim programı olan “Gündem Özel”in yapımcı-editörlüğünü sürdürüyor. Aynı zamanda üniversitelerde girişimcilik, inovasyon, kriz yönetimi ve görsel medyada seçilmiş konular üzerine dersler vermeye, konferanslarda konuşmaya ve yeni kitaplar yazmaya devam ediyor. İkiz erkek çocukları olan Altun, kefiri evde kendisi yapıyor ve sevgili eşiyle sabahları yürüyüş yapmayı çok seviyor.

Pembekuş Şafak Altun’un tüm kitaplarını buradan satın alabilirsiniz: