İyi ki doğdun Aysel!


O, her insanın “Keşke yakından tanısaydım!” diyeceği muhteşem güzel bir insandı. İyi ki doğdun Aysel!

Yazı: Bahar Öztop Boranalp

Ben Her Bahar Aşık Olurum, Ünzile, Firuze, Ateş Böceğim, Bir Vurgun Bu Sevda, Değer mi?, Sevda, Sultan Süleyman, Kadınım, Küçük Yaz Çiçeği, Ne Kavgam Bitti Ne Sevdam, Sarışınım, Yanarım, Yeniden Sev, Sen Ağlama gibi yüzlerce unutulmaz şarkıya imza atan söz yazarı, oyuncu, çılgınların çılgını, güzel insan Aysel Gürel, iyi ki doğmuşsun!

Kendisini, “İki ayrı Aysel Gürel var. Biri perukasını takar, makyajını yapıp delimtrak hareketlerle ilgi çeker ve lafı patlatır. Sabah kalktığında kapıyı çekip Amerika’ya gidebilecek bir Aysel. Bağsız, özgür bir kadın. Diğeri de öğretmen kimliğinde, kültürlü…” diye tanımlıyordu Deniz Durukan ile yaptığı bir röportajda. Bugün birbirinden muhteşem şarkılarıyla dimağımızın ve kalbimizin keskin köşelerine yerleşen Aysel Gürel’in doğum günü… 7 Şubat 1929’da dünyaya gelen,  17 Şubat 2008’de kaybettiğimiz Aysel Gürel, sıra dışı ve özel bir kadındı.

Yine kendi deyimiyle “Aşkı derin boyutlarda” hissederdi.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi bölümü mezunuydu, şarkı sözü yazarlığının yanı sıra; edebiyat öğretmeni, tiyatro oyuncusu ve şairdi. Babası savcıydı. Cumhuriyetin balolu dönemlerinde çocukluğunu yaşadı. Karadeniz’de büyüdü. İlk şiirini 5-6 yaşlarında yazdı. Kurban bayramı için alınan kuzuya bir isim takmıştı: Mi-do! Kuzu kesilince, Aysel’in şairliği de başlamış oldu. Kuzunun arkasından bir ağıt yaktı. “Benim bir kuzum vardı, adı Mi-do! Kayboldu gitti, kayboldu gitti!”

Trabzon’da elbiseyle denize girdikleri için vurgun yiyen bakire kızların ölümlerine şahit oldu. Gördüklerini hiç unutmadı, şarkılarında ‘vurgun’ sözünü çok sık kullandı. “Vurgun yemiş misali gönlüm tutuldu aşka / ciğerimden yanıyorum ben bu defa başka”, “Bir vurgun bu sevda, günsüz başlar gecem/ Uzanırken sana tükendi bu beden”…

Şarkı sözlerinde derinlikle ördüğü incelikli üslubu, içtenliği, mağrur duygusallığı ile hem güldürmeyi hem ağlatmayı hem de düşündürmeyi başarıyordu herkesi. Çevresindekiler ‘Deli Aysel’ olarak sesleniyordu Aysel’e; O’nun tek derdi ise, kendisi olmak ve üretmekti: “Şarkı sözü edebi bir metindir ve 100 sene sonraya da kalacaktır bu. Yani gelen nesiller yav ne yapmış bu kadın ne biçim şeyler kullanmış dememesi için çok titiz çalışıyorum. Ve bu titizliğimi beğeniyorum… Bende altı valiz dolusu şarkı var. Eğer beni geçindirebilecek olsa, şimdi trilyoner olurdum. Mesam’dan üç beş kuruş gelir, o kadar.” Bestelenmemiş yaklaşık 20 bin şiiri vardı.

Sezen Aksu’nun seslendirdiği, Onno Tunç’un bestesini yaptığı “Haydi Gel Benimle Ol” şarkısında yazdığı gibi, Aysel’de zincirlere sığmayan o deli sevdalardan… daha güçlü bir yürek vardı!
“Bende zincirlere sığmayan o deli sevdalardan, 
Kızgın çöllerde rastlanmayan büyülü rüyalardan, 
Kolay kolay taşınmayan, dolu dizgin duygulardan, 
Yalanlardan dolanlardan, daha güçlü bir yürek var! 
Haydi gel benimle ol 
Oturup yıldızlardan bakalım dünyadaki neslimize 
Ordaki sevgililer özenip birer birer 
Gün olur erişirler ikimize” 

O, çağdaş bir ozandı. Gösterildiği gibi sadece pembeleri değil, yaşamın tüm renklerini barındırıyordu, yaşamla derdi vardı. Çocuk yaşta zorla evlendirilen köyde yaşayan Ünzile’nin hikayesini anlatışında, bunu net olarak okuyabiliyorduk.

Ünzile insan dölü / on kardeş beşi ölü, büyüdükçe unufak / ve gelir de görücü / inci gibi dişi / görücü bilir işi / söğüdüm ağlar gider / olur hatun kişi / varmadan sekizine / ergin oldu Ünzile / hem çocuk hem de kadın / onikisinde ana / bir gül gibi al ve narin / bir su gibi saydam ve sakin / susar kadın Ünzile / yağmuru kim döküyor / Ünzile kaç koyun ediyor? / dayaktan uslanalı / hiçbir şey sormuyor…

“Otoseksüelim!”

Boyalı basın O’nun sadece deliliklerini görüyordu ama, dostları arasında boşuna ‘Deli Aysel’ değildi. Şöyle ki, bir keresinde Beyoğlu’nda bir gece kulübüne eğlenmeye gidip, sabahın 5’inde evine dönüş yoluna geçti. Taksi mi? O nedir? Kulüpten çıkar çıkmaz karşısında çöp kamyonu ve temizlik işçilerini görünce, hemen yanlarına gidip, “Beni evime bırakır mısınız?” ricasında bulundu.

Taksim’den Nişantaşı istikametine giden işçiler, Deli Aysel’in bu ricasını kırmayarak, O’nu Teşvikiye’deki evine kadar götürdü. Taksi yerine evine çöp kamyonuyla gitmenin kendisini çok heyecanlandırdığını söyleyen Gürel, “Sıradan olmak, sıradan şeyleri yapmak tarzım değil” demişti. Basının cinsel kimliğiyle ilgili sorularına ise, “Otoseksüelim!” diye cevap veriyordu.

“Bu dünya ne sana, ne de bana kalmaz!” dedi ve ayrıldı aramızdan 10 yıl önce yine doğduğu gibi bir şubat günü…

Ölümünün ardından, kızı Mehtap Ar, Aysel Gürel’in vasiyetini şu sözlerle açıkladı:

“Tüm kadınlara söyle; bilsinler ki ben 80 yaşıma kadar çalıştım ve dimdik ayaktayım. Çalışmak ve ayakta kalmak güç ama ben başardım, tüm kadınlar da başarabilir.” 

Comments 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İyi ki doğdun Aysel!

Log in!

Pembekuş topluluğuna katılın!

Captcha!

Reset Password

Back to
Log in!
Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Poll
Voting to make decisions or determine opinions
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Open List
Submit your own item and vote up for the best submission
Ranked List
Upvote or downvote to decide the best list item
Meme
Upload your own images to make custom memes
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds
Image
Photo or GIF
Gif
GIF format