Sahaların fotoğraf emektarı Vedo!


O, kıvrak zekalı bir spor fotoğrafçısı! Yeşilçam’da 37 yıl önce Zeki Müren’in desteği ile işe başlayan, spor sahalarında 33 yılını tamamlayan, çektiği ilginç pozisyon fotoğraflarıyla pek çok ödül sahibi Vedat Yangın ile tanışın!

İçinde kimi zaman heyecan, dinamizm, kimi zaman da absürtlük barındıran spor karelerinin arkasındaki kahramanları hiç merak ettiniz mi? Perdenin arkasında, sıcakta, soğukta, karda, yazda zorlu koşullarda çalışan fotomuhabirler, birbirinden ilginç anlarını yakalar ve ölümsüzleştirir spor müsabakalarını. Pembekuş, bu kez sizi kadrajın arkasındaki çok renkli bir fotoğraf emektarıyla tanıştırmak istiyor. Karşınızda Vedat Yangın, namıdiğer, sahaların ödül avcısı Vedo’su!

Pembekuş: Vedat Ağabey, nasıl bulaştı size fotoğrafçılık virüsü?
Vedo: Ben göçmen bir ailenin çocuğuyum. 1960 doğumluyum. Ailem Makedonya’dan Türkiye’ye göç etmiş. Üsküp kökenliyiz. Yarım asırdır İstanbulluyum. Ailemde fotoğrafla uğraşan hiçkimse yok. İlkokul ortaokul ve liseyi bitirmeden önce çalışmaya başladım. Çünkü ekonomik durumu bozuk bir ailenin çocuğuydum. Okul yaz aylarında tatile olduğunda, 9 yaşında kadın ve erkek kuaförlerinde çalışmaya başladım. Terzi çıraklığı yaptım. Benzin istasyonunda araçların yağ değişimi ve bakımları işlerinde çalışan babamın yanında,  araçlara benzin pompalarında maskot olarak çalışmaya başladığım dönemlerde, Zeki Müren, İzzet Günay gibi sinemanın ileri gelen insanlarıyla tanıştım. Zeki Müren Sanat Güneşi’mizin aracına Rahmetli Babam Necmettin Usta bakıyordu. Bir keresinde Zeki Bey’e “Şu benim oğluma güzel bir meslek edinebileceği bir iş bulalım, okul tatillerinde meslek edinsin” dedi. Bu vesile ile Yeşilçam’da çalışma fırsatım oldu. 1976-1980 yılları arasında Yeşilçam’da ışık asistanlığı ve set fotoğrafçılığı görevlerinde çalıştım.

Pembekuş: Set fotoğrafçısı mı oldunuz yani?

Vedo: Evet. Yeşilçam’da Ekdal Film vardı. O film şirketi ile birlikte Ali Ekdal’ın yanında çalıştım. Ekdal’ın ‘Yurtta ve Dünyada Yerel Yönetim’ adlı bir gazeteside vardı. Set fotoğrafçılğı ve fotoğrafçılık maceram bu gazete ile başladı. 1976 yılında kendi kazancımla ilk fotoğraf makinem Lubitel 2’yi satın aldım. Üstten bakmalı bir Rus makinesiydi. Film setlerine malzeme sağlayan Tay Film’de çalışırken, sette ışık asistanı olan bir ağabey ile tanışmıştım. Benden yardım etmemi, ışık reflektörlerini tutmamı istemişti. Gölgeleri yumuşatmak için gelen ışık oyunlarını zaman içinde çözdüm. Sonra bu ağabeyimiz, benim bu konuya yatkın olduğumu görünce, beni sette çalışmam için çağırdı. “Gel sana ışığı öğreteyim, sette ışıkçı ol” dedi. Işık asistanlığım böyle başladı. Yanı sıra Çapa Tıp Fakültesi’nde doktorların ameliyatlarına girip, derslerde öğrenciler için bilgi kaynağı olacak fotoğraflar çektim. Sonra askere gittim. Askerliğimi Cumhurbaşkanlığı muhafız alayında da fotoğrafçı olarak yaptım.

Pembekuş: Gazeteyle yollarınız nasıl kesişti?

Vedo: Ben sürekli arayış içinde olan birisiyim. Askerden dönüşte, Hürriyet Gazetesi’nde Dünya Karikatürcüleri’nin Başkanı Nehar Tüblek ile tanışınca, Hürriyet ailesine katıldım. Çalışma hayatımda Hürriyet çalışanlarının yardımlaşma sandığı vakfında göreve başladım. Fotoğrafçı olduğumu söyledim. “Şimdilik ihtiyacımız yok” dediler. Bir ara yemekhanenin panosunda, gazetemizin Spor Servisi Müdürü Eşvak Aykaç’ın astığı bir ilan gördüm. “Cumartesi pazar amatör maçlara gidip, fotoğraf çekebilecek arkadaşlarımız spor müdürümüze müracaat etsinler” yazıyordu. Bu benim için önemli bir fırsattı. Spor müdürü ile görüşüp, yaptığım işleri anlattım. Telifli fotoğrafçı olarak, Hürriyet Gazetesi için spor müsabakalarını takip etmeye başladım. Bir yandan da yardımlaşma vakfındaki görevimi sürdürüyordum. Zaman içinde kendimi fotoğraf alanında kabul ettirdim. Magazin fotoğrafçıları eksik olduğunda, gazetenin magazin işlerine de gitmeye başladım. İstihbarat fotoğrafçılığı da yaptım. Ama özellikle spor fotoğrafçılığı beni sardı. Hürriyet Gazetesi’nde, 1984 yılında 24 yaşında aktif olarak spor fotoğrafçılığına başladım.

“Futbol, basketbol, voleybol, tenis, yüzme, aklımıza gelebilecek bütün spor dallarında fotoğraf çekimleri ve haberleri yapıyorum. Fotomuhabirliği görevimi yıllardır severek yapıyorum. Tecrübelerim inanılmaz arttı. Bir dönem Türk Spor Ajansı vardı, biz spor fotomuhabirlerinin spor sahalarında çektiğimiz harika kareler yarıştırılırdı. Bu fotoğraf yarışmalarından birçok ödül almak nasip oldu. İşte bu dönemde birincilik ödülü aldığım bir gecede sunucu aynı gecede birincilik, ikincilik, üçüncülük ve mansiyon için dördüncü kez sahneye beni çağırırken…”Spor sahalarında ender rastlanan fotomuhabiri, adeta bu gecenin de ödül avcısı olan Vedat Yangın ‘a dördüncü ödülünü alması için bir kez daha sahneye davet ediyorum…ödül bırakmadın be kardeşim meslektaşlarına…” dedi, o gece çok mutlu oldum.
2010 -2011 yıllarında Türkiye- Yeni Zelanda maçında çektiğim fotoğraftaki ilginç pozisyondaki Milli Basketbol oyuncumuz Hidayet Türkoğlu’nun fotoğrafı ‘Yılın Spor Fotoğrafı’ oldu… O yıl içinde ayrıca yılın spor fotoğrafı dışında 11 adet daha fotoğraf ödülü aldım 4 ay içerisinde…Yani o yıl sanki her ay için bir adet ödül almış gibi oldum.

Pembekuş: Neden spor fotoğrafçılığı?

Vedo: Çünkü duran değil, hareketli fotoğraflar çekiyorum. Bu alanda daha rahat hissediyorum kendimi. Futbol, basketbol gibi spor dallarına da sevgim vardı. Bunları hem vizörden seyrediyorum, hem de anı fotoğraflıyorum. Spor fotoğrafçılığı, diğer fotoğraf çekimlerinden çok farklı. Sporu sevgisi çok farklı bir duygu. Gençlere spor fotoğrafçılığını önermek isterim. Çünkü tüm bağımlılıklardan uzak, yaşam kalitesi üstün olan bir alan bu. Hareketli bir iş olması da seyahat etmemiz de cabası.

Pembekuş: Hangi branşlarda çalıştınız?

Vedo: Futbol, basketbol, voleybol, hentbol, atletizm, kürek, güreş, yüzme, tenis gibi farklı branşlarda spor fotoğrafçılığı yaptım. O nedenle gazete beni zaman içerisinde joker olarak da kullanmaya başladı. Fotoğraf çekimi olarak meslekte yaklaşık 37 yıl oldu. 33 yıl 4 ay da sürekli spor fotoğrafları çekiyorum. Kendimi, fotoğrafçılıkta sporun misyoneri gibi kabul ediyorum. Bildiklerimi meslekte yeni ve stajyer olan arkadaşlarla paylaştım. Mesleği öğrettiklerime iş imkanları da sağlıyorum, işe aldırdığım gençler, spor foto muhabiri olarak hali hazırda çalışıyorlar.

Bir fotoğrafçının bir günü nasıl geçer?

“Öncelikle bir fotoğrafçının fit ve zinde olabilmesi için kendine çok iyi bakması gerekiyor. Sabah çok iyi bir kahvaltı yaparım. Ardından, fotoğraf makinesinin bataryalarını, lenslerini ve laptop’u kontrol ederim. Bizim için önemli olan hızdır. Bu nedenle gittiğim statlarda, internet bağlantısı için 3G şimdi ise 4.5G modemlerimin bataryalarının dolu olup olmadığını kontrol ederim. Maç başlamadan önce, tribünleri, taraftarları, maçı anlatacak fotoğrafları çekerim. İlginç ve renkli görüntüleri olan taraftarları bulmaya çalışırım. Takımların sahaya çıkmasından itibaren, hakemleri, kulübeleri, takımları, başkanları, teknik adamları, varsa cezalı oyuncuları çekerim. Maç başlamadan her iki teknik adamlar bir araya gelir birbirlerine başarı dileklerinde bulunma anlarını takip eder ve fotoğraflarım  Maç esnasında olaylar olursa, kırmızı kart gibi mesela, hiç kaçırmam. Oyuncuların sevinçleri, üzüntüleri, teknik direktörlerin öfkesini, neşesini, durumunu yansıtacak fotoğraflar çekmeye çalışırım. Geniş açılı lenslerle yakın planları, zoom lenslerle uzakta planları yakınlaştırarak çekiyoruz. Gittiğimiz statlarda, hava durumu ve diğer çevre koşulları bizi etkilediğinden, sağlığıma çok dikkat ederim.”

Pembekuş: Tüm sahayı nasıl takip edebiliyorsunuz?

Vedo: Makinamızı laptop’a uyarlayabiliyoruz. Çektiğimiz fotoğrafları aynı anda laptop’a yönlendirebiliyorum. Potalara, kale arkalarına makine kurup, uzaktan kumandayla aynı anda üç makinayı idare edebiliyorum. Bir makineden deklanşöre bastığımda, üç makinedeki alıcılar, aynı anda farklı açılardan fotoğraflar çekmeme imkan veriyor.

Pembekuş: Gençlerle aranız nasıl?

Vedo: Bizim zamanımızda gazetenin kadrolu elemanı olan fotomuhabirleri, mesleğin inceliklerini bize göstermezlerdi. Pek çok şeyi kendi çabamla öğrendim. Kendi kendimi geliştirdiğim bu meslekte, şimdi ne biliyorsam staja gönderilen genç arkadaşlarıma aktarıyorum. Ben öğrendiklerimi, genç arkadaşlara tek tek öğretiyorum. Vizörden deklanşöre kadar A’dan Z’ye her şeyi anlatıyorum. Sıkılmadan, gençlere destek oluyorum. Bugüne kadar bilgi aktardığım arkadaşların birçoğu belli yerlere geldiler. Fanatik, Hürriyet gibi gazetelerde çalışanlar var. Spor kulüp fotoğrafçıları da yetiştirdiklerimin içinde…

Spor Toto Süper Lig 32. hafta maçında Beşiktaş ile Kasımpaşa Vodafone Arena’da karşı karşıya geldi. (20170520)
Foto: Emre OKTAY

“Bir fotomuhabiri kıvrak zekalı olmak zorunda. Fotoğrafçılıkta öncelikle hızlı olacaksın. Gazete, 90 dakikalık bir maçın ilk 10 dakikasında benden fotoğraflar bekler. İlk 10 dakika içinde güzel fotoğraflar yakalamak zorundayım.”

“Kendimi mesleğimde bir avcı gibi hissediyorum. Saha içinde hedefim 10 milimetrelik bir vizörden en iyi pozisyonları yakalamak. Sürekli topu ve topun etrafındaki oyuncuları takip ediyorum. Bir salise bile çok önemli. Kullandığımız makineler saniyede 10 kare çekebiliyor. Eskiden analog makinelerle tek kare çekilebiliyordum.”

“Analogdan dijital fotoğrafçılığa geçtiğimde, gençlerden çok şey öğrendim. Hala öğreniyorum. Gençler benim için birer kara kutu gibi. Gençlerle çalışmayı çok seviyorum. Onlarla bilgi alışverişi konusunda cömertim.” 

Pembekuş: Kariyer bundan sonra nasıl devam edecek?
Vedo: Haziran 2017 de Star Gazetesi’ndeki başarılı yıllarımı noktaladım. Artık bundan sonra başarılarımı kendi adıma devam ettireceğim. Freelance spor fotomuhabiri olarak internet sitelerinde Görevime devam edeceğim….
Bir anı:
Fatih Terim fotoğrafları sildi ama…

“Fatih Terim, Fiorentina Futbol Takımı’nda teknik direktörken Milan ile maçları vardı. Futbol takımının, Fiorentina’dan Milano’ya trenle geleceği haberini almıştık. Takımın bir şehirden başka bir şehire trenle gitmesi Avrupalılar için normal olsa da, Türkiye için bir haber niteliğindeydi. Milan tren garında felaket bir yağmur yağıyordu. Şemsiyem yoktu, hediye olarak yağmurluk veren bir dergiyi satın alıp, hemen yağmurluğu giydim. Treni beklemeye başladım. Fatih Terim ve takımı trenden inerken fotoğraflarını çektim. Flaşlar patlamıştı. Hemen kaldığımız otele gittim ve fotoğrafları gazeteye geçtim. Fatih Terim ve takımı da o otele geldi. Fatih Terim beni yanına çağırıp, yönetimin fotoğrafının çekilmesinden rahatsız olduğunu söyledi ve fotoğraflarımı silmek istedi. Kartımı alıp, içindekileri sildi ama, ben yedeklemiştim 🙂 Tabii, gazeteye bile geçmiştim. Diğer arkadaşlara da haber atlatmıştım. Böyle enteresan bir anımız oldu. Fatih hoca beni nerede görse, bu anıyı anlatır ve güleriz.”

Bir spor fotoğrafçısı nasıl olmalı?
  • Kıvrak zekalı!
  • Hızlı!
  • Aktif!
  • Sabırlı!
  • Sağlıklı ve fit!
  • Hisleri kuvvetli!
  • Güçlü refleksli!
  • Hatta bir avcı gibi….avını takip etmeli…maç süresince çekim sırasında…
Vedat Yangın’ın ödüllerinden bazıları:
  • Türkiye Foto Muhabirleri Derneği (TFMD) – Yılın Basın Fotoğrafları 2011 Yarışması, Yılın Spor Fotoğrafı Ödülü
  • Galatasaray Spor Kulübü, Sezonun Fotoğrafı Yarışması (2011-2012), Spor Toto Süper Lig 14. haftası en iyi fotoğraf ödülü

Comments 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sahaların fotoğraf emektarı Vedo!

Log in!

Pembekuş topluluğuna katılın!

Captcha!

Reset Password

Back to
Log in!
Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Poll
Voting to make decisions or determine opinions
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Open List
Submit your own item and vote up for the best submission
Ranked List
Upvote or downvote to decide the best list item
Meme
Upload your own images to make custom memes
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds
Image
Photo or GIF
Gif
GIF format