Duygusal ilk yardım çantanız hazır mı?


Ruhunuza en son ne zaman pansuman yaptınız? “O da ne?” diyorsanız, Suzi Amado ile mutlaka tanışmalısınız!

Klinik psikolog, dışavurumcu sanat terapisti Suzi Amado, Ruhuna Pansuman kitabında, kolaylıkla uygulayabileceğiniz pansuman önerileri sunuyor!

Röportaj: Bahar Öztop Boranalp

Klinik psikolog, dışavurumcu sanat terapisti Suzi Amado, sanat terapisi alanında uzmanlık eğitimi almış, Türkiye’deki çok az sayıda sanat terapistinden biri. Kendisini “Hayatta tutkuyla sevdiği işi yapma fırsatını yakalamış şanslı bir insan” olarak tanımlıyor. O’nun anlattıklarına kulak vermek bile, ruha iyi bir pansuman oluyor.

Ceres Yayınları’ndan çıkan ilk kitabı Ruhuna Pansuman’da, yılların deneyimiyle süzdüğü bilgileri çok pratik bir şekilde ve kolay anlaşılır bir dille aktarıyor. Kitaptaki her bir pansuman önerisi, insanın ruhunda, aklında, kalbinde daha okurken bile büyük bir rahatlama yaratıyor.

Hayatın ritminde unuttuğunuz şefkat, empati, şükran, sevgi gibi duyguları yeniden farkına varmanızı sağlayacak pek çok öneri bulabilirsiniz Ruhuna Pansuman kitabında…  Mindfullness (bilinçli farkındalık) tekniği ile yaşam kalitesini nasıl arttıracağımız konusunda da önemli ipuçları veriyor terapist Amado.

Kitabın ayrıntılarını, Türkiye’de yeni yeni duyulan sanat terapisini ve önemini Suzi Amado ve çizimleriyle kitaba eşlik eden, küratörlüğünü yaptığı sergilerle, sanat alanında oldukça nitelikli işlere imza atan İpek Yeğinsü ile konuştuk.

Bahar: Ruhuna Pansuman kitabınız, hem üslup hem de içerik açısından oldukça etkileyici. Kitabınız hayırlı olsun.

Suzi: Çok teşekkür ederim.

Bahar: Suzi Amado’yu tanıyabilir miyiz?

Suzi: Klinik psikolog ve dışavurumcu sanat terapistiyim. Aynı zamanda kurumlarda ve atölyelerde duygusal ilk yardım eğitimleri veriyorum  ve sanat terapisi grupları yapıyorum. 1980 yılında Adana’da doğdum ve altı yaşımda İstanbul’a taşındık. Kendimi bildim bileli, psikolog olmak istedim. Alman Lisesi’nde yoğun bir fen eğitimi aldıktan ve sosyal olarak çok zorlandıktan sonra, Koç Üniversitesi’nde psikoloji okudum ve daha bilinçli bir iç yolculuğa çıktım. Tam da beklediğim gibi, psikolojiyi çok sevdim,bol bol eğitim aldım. ODTÜ’de klinik psikoloji yüksek lisansı yaptım. Sonra içinden sanat geçen bir şeyler yapmak istediğim için, daha doğrusu yaratıcılığımı mesleğime ve hayatıma akıtmayı öğrenmeye ihtiyaç duyduğum için, Amerika’ya sanat terapisi okumaya gittim.  Beni kendime yaklaştıran bir eğitim aldım, duygusal bir ‘rollercoaster’da inanılmaz derin, güzel ve acılı deneyimler yaşadım. 2012 yılında Türkiye’ye döndüm ve çalışmaya başladım. Öğrenmeyi çok sevdiğim için hala düzenli olarak okuyorum eğitim alıyorum ve kendimi geliştiriyorum. Sanatın ‘mindfulness’ın (bilinçli farkındalık’ın) ve empatinin iyileştirici gücüne her hücremle inanıyorum.

Bahar: Sanat terapisi nedir? Henüz Türkiye’de yaygınlaşmış bir terapi değil. Dünyadaki dikkat çekici uygulamalardan ve Türkiye’deki geçmişinden ve uygulamalarından biraz bahsedebilir misiniz?

Suzi: Psikoterapi bir tanık ve destek olma sürecidir. Sanat terapisinde de, bu süreçte terapistin kullandığı araç sanattır. Yazı, resim, heykel, hareket, tiyatro, müzik ve minyatürlerin kullanıldığı kum oyunu aracılığıyla, kişi kendini ifade edecek alanlar bulur. Terapist, kişiye kendisi olması için alan açar. Kişinin ürettiği sanat işlerini yorumlamaz, sadece kişiye ihtiyacı olan dönüşümü yaşaması için destek olabilecek, kişinin farkındalığını arttıracak, kişinin kendisini ‘kabul edilmiş ve anlaşılmış’ hissedeceği bir alan açar. Süreçte, terapist ve terapiye gelen kişi beraber sanat yapabilirler, terapiye gelen kişi sanat yapabilir ya da terapist kişinin anlattıklarına sanat aracılığıyla yanıt verebilir. Ben, bana gelen kişiler için bir şeyler üretmekten çok keyif alıyorum. Bu onları daha iyi anlamamı da sağlıyor.   

Sanat terapisinde üretilen sanat asla yargılanmaz ve yorumlanmaz. Ne çirkin, ne güzel deriz. Çünkü amaç, güzel bir şey üretmek değildir. Amaç, kişinin içindekini dışarıya çıkarmasıdır. Ben, sanatçılarla okudum ve benim yaptığım işler hep diğerlerine kıyasla daha az güzel oluyordu. Bu kıyaslamadan vazgeçmem zaman aldı ama, terapist olarak beni inanılmaz büyüttü ve geliştirdi.

Bahar: Peki dışa vurumcu sanat terapisti ne demek?

Suzi: Dışa vurumcu sanat terapisti, farklı sanat dallarını terapi aracı olarak kullanır. Kişiye kendini tam da olduğu gibi ifade etmesi için alan açar. Sanatın ve empatinin iyileştirici gücüne inanır. Dışa vurumcu sanat terapistlerinin mutlaka kendi sanat pratiklerinin olması gerekir. Yani bizim düzenli olarak bir sanat aktivitesi yapıyor olmamız gerek.

Bahar: Sanat terapisi ile hangi hastalıklar iyileşiyor? Sanatla terapi örnekleri neler?

Sanat terapisi, birçok ruh sağlığı sıkıntısında kişilere yardımcı olabiliyor. Depresyon, travma, kaygı, dikkat eksikliği sıklıkla çalışılan konular. Aynı zamanda kronik ya da zor sağlık sorunları yaşayan insanlara da faydası oluyor. Ben, bir yıl boyunca Amerika’da kanser hastalarıyla organ nakli hastalarıyla ve yoğun bakım hastalarıyla çalıştım. Kalbimi genişleten bir deneyimdi.

Bir uygulama örneği vereyim:

Mandala, sanat terapistlerinin kullanmayı çok sevdiği bir tekniktir. Bir problem anlamak ve çözmek için, şöyle bir şey yapılabilir. İç içe üç daire çizilir. İlk daireye yani merkezdekine, kişi kendini sembolize eden bir şey çizer ya da yapıştırır. İkinci daireyi doldururken, kişiye soruna odaklanması söylenir. Kişi güzel bir şey yaratma kaygısı olmadan, soruna odaklanarak çizerek boyayarak ya da bir şeyler yapıştırarak ikinci çemberi doldurur. Daha sonra, kişiye üçüncü çemberi sorunun çözümüne odaklanarak, yine güzel bir şey yaratma kaygısı olmadan, yazarak çizerek boyayarak veya bir şeyler yapıştırarak boyaması söylenir. Sonra ortaya çıkan görsele beraber bakılır.

Terapist şu tarz sorular sorar:

  • Ne görüyorsun?
  • Biraz anlatmak ister misin sürecini?
  • (Mandaladan parçalar seçerek) bunun bir sesi olsaydı ne derdi?
  • Mandalanın sana mesajı ne?

Bu süreç kişinin hem farkındalık kazanmasını, hem içine dönmesini hem de standart düşünce yapısından çıkarak daha yaratıcı çözümler üretmesini sağlar.

Bahar: İnsan sanat terapisine ihtiyaç duyduğunu nasıl anlayabilir, özellikle sanat terapisine nasıl odaklanabilir?

Sanat terapisi, bir terapi yaklaşımıdır. Aslında her tür sorunu olan kişi, sanat terapistine başvurabilir. Kişinin sanatçı olması ya da sanat alanında yetenekli olması gerekmez. Sadece konuşarak yapılan terapilerden fayda görmemiş kişiler için, iyi bir alternatiftir. Bir de deneyimlerini anlatmakta zorlanan insanlar sanatın farklı türleriyle sözel olarak anlatmadan, kendilerini ifade edecek ve ihtiyaçları olan dönüşümü yaşayacak alan bulurlar.

Bahar: Ceres Yayınları’ndan çıkan Ruhuna Pansuman adlı kitabınızda,  “Zor zamanlarda kendimize iyi bakmak önemli!” diyorsunuz. Hastalıklar ortaya çıkmadan nasıl önlem alabiliriz? Ruhumuza nasıl pansuman yapabiliriz?

Öncelikle kişi kendine iyi bakmalı. Kendine ruhuna iyi gelen şeyleri bilmeli ve uygulamalı, kendine şefkat göstermeli, hayatında güvenebileceği ona empati sunabilecek insanlar olmalı ve ben düzenli mindfulness (bilinçli farkındalık) uygulamanın faydalı olduğunu düşünüyorum.

Mindfulness, kişinin anbean deneyiminin farkında olma halidir. Kişi kendini ve deneyimini yargılamadan olduğu gibi ‘kabul eder’ ve hem iç deneyimine hem de etrafında olan şeylere içten bir merakla yaklaşır.

Bahar: Sanat terapisi hangi yaşta uygulanır? Örneğin çocuklukta sanat terapisi yapılır mı? Çocukların hangi ihtiyaçları karşılanabilir sanat terapisiyle?

Sanat terapisi her yaşta insana uygulanabilir. Çocuklar için çok faydalı, çünkü dilleriyle ifade edemedikleri şeyleri anlatmaya utandıkları şeyleri müzik, resim, tiyatro, hikaye ve kuklalarla çok daha rahat ifade edebiliyorlar. Çocukların da, yetişkinlerinde hayat deneyimlerini içlerinde bir yere yerleştirmesinde çok yardımcı oluyor sanat terapisi. Ben sadece 18 yaş üstüyle çalışıyorum ama, birçok zaman ben de yetişkinlerin içindeki çocuğa terapi yaptığımı düşünüyorum.

Bahar: Zihinsel, ruhsal ve bedensel olarak iyi ve mutlu olmamız için sürekli yapmamız gereken en acil 3 şey nedir?
  1. Kendimize iyi bakmak, ruhumuza ve bedenimize iyi gelen şeyleri yapmak.
  2. Mindfulness uygulamak.
  3. Bizimle empati kurabilen insanlarla iletişimde olmak, hayatımızı paylaşmak.

Türkiye’de şu anda sanat terapisine ilgi ne durumda? 

Türkiye’de sanat terapisi şu anda gelişmekte olan bir alan. Henüz bir yüksek lisans programı yok. Konuya ilgisi olanlar sertifika programları tamamlıyorlar ama, bu alanda gerçekten uzmanlık eğitimi almış çok az işi var. 

Ruhuna Pansuman kitabında, Suzi Amado’ya çizimleriyle eşlik eden önemli bir isim de var: İpek Yeğinsü.

Fotoğraf: Michael Barngrover

Bahar: Kitabın çizimleri de en az içeriği kadar birbirinden dikkat çekici ve ilham verici. Bu çizimlerin sahibi İpek Yeğinsü’yü tanıyabilir miyiz?

İpek: 1981 yılında İstanbul’da doğdum. Uluslararası İlişkiler Lisans ve Kültürel Miras Yönetimi Yüksek Lisans eğitimimin ardından 10 yıl boyunca çeşitli müze ve galerilerde farklı görevlerde çalıştım. Çağdaş sanat alanında çalışmaya ve doktora eğitimime devam ediyorum; aynı zamanda kendimi bildim bileli resim yapıyorum ve 2008’den beri profesyonel olarak fotoğraf çekiyorum.

Bahar: Suzi Amado ile nasıl tanıştınız?

İpek: Üniversitede tanıştık. Bir gün serviste arkamda oturuyordu; biriyle sohbet ediyordu ve babamın adı geçince dönüp konuşmaya başladım. Meğer doktor olan babama tedavi olmuş daha önce. Ondan sonrası ise, bu röportaja sığması imkansız olan bir dost, kardeş olma öyküsü diyebilirim.

Bahar: Çizim sürecinden bahsedebilir misiniz? Çizim süreci de kendi içinde bir terapi oldu mu size?

İpek: Kesinlikle. Zaten resim yapmak benim için hep öyle oldu; ancak kitap resimlemek biraz  farklı; sizden istenen spesifik konular, kompozisyonlar ve revizyonlar oluyor. Daha kontrollü ve teknik bir süreç. Onun da apayrı bir zevki var; ben de bu zevki yaşamış oldum ve devam etmeyi arzu ediyorum.

Bahar: Bu kitap size nasıl ilham verdi?

İpek: Suzi’nin açtığı “Duygusal İlk Yardım” eğitimine katılma şansım oldu ve çok etkilendim. Sonra kitabın taslağını okuyunca heyecanım daha da arttı. Kitaptaki uygulamalar hem çok yararlı hem de eğlenceli. Bence bu ikisini bir arada bulabilmek kolay değil.

Bence herkes kitabı alıp okumalı, uygulamalarını yapmalı ve yaşam kalitesinin nasıl arttığına bizzat tanık olmalı. Bu projede yer almış ve arkadaşımla birlikte dünyaya bir iş getirmiş olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.

Bahar: Resimlediğiniz başka kitaplar var mı?

İpek: Aslında çok küçükken, ilkokul çağlarımda Aytül Akal’ın “Geceyi Sevmeyen Çocuk” adlı masal kitabına bir resim yapmıştım. Timsah ile kertenkelenin hikayesi. Sonra bazı web siteleri için birkaç çalışma daha yaptım. Ama bu çapta bir resimleme projesini ilk kez üstlendim.

Bahar: İlham nerede ve nasıl?

İpek: Her yerde, her şekilde olabilir. Herkes farklı aşamalarda farklı süreçler yaşıyor. Genellemek pek mümkün değil bence.

Comments 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Duygusal ilk yardım çantanız hazır mı?

Log in!

Pembekuş topluluğuna katılın!

Captcha!

Reset Password

Back to
Log in!
Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Poll
Voting to make decisions or determine opinions
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Open List
Submit your own item and vote up for the best submission
Ranked List
Upvote or downvote to decide the best list item
Meme
Upload your own images to make custom memes
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds
Image
Photo or GIF
Gif
GIF format